Archive for Ekim, 2008

“Türk Halk Bilim Kurumu” kurulsun teklifi

DSP’Lİ VEKİLDEN “TÜRK HALK BİLİM KURUMU” KURULSUN TEKLİFİ

DSP İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert, Ulusal Kültüre Temel Oluşturan Halk Kültürü ve Sanatını Araştırmak, Korumak, İncelemek, Geliştirmek, Arşiv ve Müze Oluşturmak, Sanatçı ve Halk Bilimci Yetiştirmek, Halk Bilimi ve Sanatlarını Geleceğe Aktarmak Göreviyle “Türk Halk Bilimi Kurumu” Kurulması İçin TBMM Başkanlığına Kanun Teklifi Sundu.

DSP İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert, ulusal kültüre temel oluşturan halk kültürü ve sanatını araştırmak, korumak, incelemek, geliştirmek, arşiv ve müze oluşturmak, sanatçı ve halk bilimci yetiştirmek, halk bilimi ve sanatlarını geleceğe aktarmak göreviyle “Türk Halk Bilimi Kurumu” kurulması için TBMM Başkanlığına kanun teklifi sundu.

DSP’li Mert, “Türk Halk Bilim Kurumu” kurulması için Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi sundu. Teklifinde, her toplumun sahip olduğu kültür değerleriyle kimlik kazandığına vurgu yapan Mert, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” sözünü de hatırlattı. Türk kültürünün özgünlüğü ve zenginliğine işaret eden DSP’li Mert, “Türk kültür tarihi, diğer kültürlerden farklı olarak, bulunduğu coğrafya ile sınırlandırılamayacak bir zenginliğe ve özgünlüğe sahip olmuştur. Bu bakımdan bizim kültürümüz tekil değil çoğuldur, katmanlı bir özelliğe sahiptir” dedi.

Türk kültürünün temelini oluşturan halk kültürünün, toplumun ruhsal kimliğini, düşünce ortaklığını, davranış özelliklerini belirleyen, etkileyen ve değiştiren bir özelliği barındırdığını ifade eden Mert, kültürel çapta yaşanan değişikliklere de dikkat çekti. Mert, “Bu yöndeki gelişmelerin ulusal kültürleri ve halk kültürlerini çok yakından etkilemesidir. Birey artık yeryüzünün her yerinde üretilen tüm kültürel ürün ve değerlerin kolayca etkisi altında kalmaktadır. Bunun yarattığı sonuç ise ülkelerin ulusal kültürlerinin ve halk kültürlerinin hızla değişime uğraması, bozulması ve yok olması tehlikesidir. Ülkemizin yakın ve uzak geleceği için çok önemli yer tutan bu olgu, bu yönüyle yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu anlamda ulusal kültürümüzü ve ulusal kültürümüzün dayanağı olan halk kültürümüzü korumak, coğrafi sınırlarımızı korumak kadar önem kazanmıştır. Ülkemizde bugüne değin, bu alanı dolduracak ve yönlendirecek bir kurum oluşturulmamıştır.”

DSP İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert teklifinde, ulusal kültüre temel oluşturan halk kültürü ve sanatını araştırmak, korumak, incelemek, geliştirmek, arşiv ve müze oluşturmak, sanatçı ve halk bilimci yetiştirmek, halk bilimi ve sanatlarını geleceğe aktarmak göreviyle tüzel kişiliği haiz “Türk Halk Bilimi Kurumu” kurulmasını istedi.

(ANKA)

(ÇAĞ/BÜN)

(Ankara Haber Ajansı) 25.10.2008

Haberin Kaynağı…

Kanun Teklifi

thb Hakan 25 Eki 2008 1 Yorum

Kitap Okumanın Zararları

Efendim; kitap okumak, öyle zannedildiği ve övüldüğü gibi güzel bir alışkanlık falan değildir. Aslında şöyle kabaca düşünülüverse bile, okumanın zararının faydasından çok olduğu kolayca anlaşılacaktır. Acizane, burada elimden geldiği, dilimin döndüğü, klavyemin yazdığı ölçüde bu kötü alışkanlığın ne gibi zararları olduğunu sizlere madde madde sıralamaya çalışacağım:

1. Her şeyden önce, okumak bağımlılık yaptığı için zararlıdır. Nice okur-yazarın kitapsızlıktan dolayı bunalıma girdiğini işitmişsinizdir. Öyleyse kendimizi ve özellikle çocuklarımızı bu tehlikeden koruyalım, taze dimağlara bu tür hastalıkların bulaşmasına izin vermeyelim.

2. İkinci olarak kitap; fert ve aile ekonomisi açısından son derece kötü bir duruma düşmemize neden olabilir. Çünkü kitap, bir kez almakla veya okumakla yetinilecek bir özellik taşımamaktadır ve sürekli bir başkasına ihtiyaç duyurucu bir seyir izletmektedir. Yeri gelmişken söyleyelim; “en güzel hediye kitaptır” gibi, kitapçıların uydurdukları bariz olarak sırıtan veciz ifadelerle gençlerimiz kandırılmakta ve her ay yüzbinlerce memleket evladının milyarlarca parası kitabevlerine ve yayınevlerine gömülmektedir. Bunlar da maalesef kazandıkları milyarlarla yine yüzlerce kitap piyasaya sürüp, toplumdaki yarayı büyütmektedirler.

3. Kitapların yazılması, basılması, dağıtımı, satışı ve okunması gibi süreçler, korkunç boyutlara ulaşan kaynak, enerji, zaman ve işgücü israfına, milli servetin heba olmasına; bunlar da kaynakların etkin kullanılmayışından dolayı sosyoekonomik olumsuzluklara yolaçmaktadır.

4. Okuma bağımlısı olanlar üzerinde yapılan araştırmalar da doğrulamıştır ki; çok okumak, ruh ve beden sağlığını bozucu yönde etki yapmaktadır. Zira, okuyanların gözleri, okumayanlara oranla daha çabuk bozulmakta, yine okuyanlarda sırt, bel ve boyun ağrılarına, kireçlenmelere, ruhsal dengesizliklere ve davranış farklılıklarına daha sık rastlanmaktadır. Ayrıca nice kitap bağımlısının, okumak için uykusuz kaldığını da söylemeye gerek yok sanırım…

5. Yine çok okuyanların, zamanla yazma ihtiyacı hissetmeye başladıkları görülmüştür. Yazarların birçoğunun okuyanlar arasından çıkması bir tesadüf olmasa gerek. Dolayısıyla, okuma ve yazma hastalıkları bir kısır döngü şeklinde ilerlemekte ve birbirini etkileyerek büyüyüp toplumu felakete sürüklemektedir.

6. Eğer kitaptan maksadınız öğrenmekse, okumak bilgi edinmenin en dolambaçlı yoludur. Okumak, olsa olsa cehaleti arttırır. Birçok şey okuduktan sonra geriye dönüp baktığınızda, yalnızca ruh dinginliğinizi yitirdiğinizin farkına varmakla kalmaz, hiçbir şey okumadan önceki durumunuza kıyasla çok daha fazla şeyi bilmediğinizi anlamış olursunuz. Hem koskoca Socrates bile; bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği bilgisi olduğunu söylememiş midir?

Görüldüğü gibi okumanın, telafisi imkansız zararlara yol açtığı apaçık ortada. Elbette okumanın zararları bu kadarla sınırlı değil; ama biz bu yazımızda bellibaşlı maddeleri sıralamaya çalıştık yalnızca.

Gerçekler açıkça gözümüzün önünde dururken ne diye hala okumakta ısrar olsun ki? Gelin toplumca elele verip, hem kendimizi, hem geleceğimizi bu illetten koruyalım; kütüphanelerden, kitapçılardan ve sahhaflardan uzak duralım. İşte sizlere bu yolda atacağınız ilk adım olması temennisiyle bir tavsiye:

‘Bu yazı, okuduğunuz son yazı olsun!’

Fatih ÖZKAFA

Alıntıdır.

thb Hakan 09 Eki 2008 1 Yorum