Archive for Ağustos, 2009

Fen-Edebiyat Öğrencileri Formasyon Eğitimi Alacak

YÖK, öğretmen olmak isteyen Fen ve Edebiyat Fakültesi mezunlarının, sadece mezun olduktan sonra alabildikleri formasyon şartına kolaylık getiriyor. Fen- Edebiyat Fakülteleri’nde de Eğitim Fakülteleri’nde olduğu gibi öğretmenlik formasyonlarının birinci yıldan sonra verilecek.


Üniversitelerin önerisi üzerine gündeme gelen değişikliği YÖK Eğitim Komisyonu karara bağladı. Taslak düzenleme YÖK Genel Kurulu’na sunuldu. 27 Ağustos’ta toplanması beklenen YÖK Genel Kurulu’nun onayı ile Fen- Edebiyat Fakülteleri’nde okuyan öğrencilerin öğretmen olarak atanmalarının önündeki bir engel daha kalkmış olacak. Böylece, Fen- Edebiyat mezunları, öğretmen olmak için bir buçuk yıl fazladan eğitim almaktan kurtuldu.


Fen- Edebiyat mezunlarının devlet okullarına öğretmen olarak atanması için, KPSS sınavına girerek, atanacak taban puanı alması yeterli olacak. YÖK’ün yeni kararı ile Fen Edebiyat mezunları bir buçuk yıl fazla eğitimin yanı sıra, tezsiz yüksek lisans harçlarından da kurtulmuş olacak. 1998’den bu yana öğrenciler Eğitim Fakülteleri’nde tezsiz yüksek lisans şeklinde bir buçuk yıl fazladan eğitim alarak formasyon eksiklerini kapatıyorlardı.

Kaynak…

Editör notu;

Arkadaşlar, ben açıkçası bizim açımızdan bir şey değişeceğini sanmıyorum. ’98′de başlamış, ’09′da bitmiş olsun bu uygulama diyelim. Bizim durumumuz, Türkçe’de “arada kaynama” olarakta bilinen bir deyime öncülük etmektedir. Muhabbetle…

Hakan



thb Hakan 24 Ağu 2009 Yorum Yapılmamış

Hey gidi günler, hey!


Koca Kafalar Emrah

Geçmiş zaman, telefonda Sevil’le konuşuyorum. Eskiler, yeniler, oradan, buradan derken konu Küçük Emrah filmlerine kadar geldi! Hiç unutamadığım bir Küçük Emrah hatıram vardır ki anlatayım efendim!  Siteye katkımız olsun!

Efendim annem devlet memuru, bilen bilir, kadın bana evde bakamadığından kreş köşelerinde de büyümüşlüğüm vardır. Seneeeeee, geçen sene falan değil, 1985, bilemedin ’86… 5-6 yaşlarında ya var ya yokum! Kreşte her çocuk haftanın bir günü sırayla VHS kasette film getirmek zorunda! Genelde çizgi film, çocuk filmleri vb. getiriyor herkes, öğretmen koyuyor filmi, çekiliyor dasına, bizlerde filmi izliyoruz. Neyse, o hafta benim sıram(mış). Tabii unutuyorum bizimkilere söylemeyi, son gün aklıma geliyor ve bizimkiler de alelacele komşudan bir film buluyorlar. Evde de videomuz olmadığı için tabii bilmiyoruz nedir, ne değildir! Adam filmi çekmiş TV’den bir kasetin üzerine…

Ertesi gün aldım götürdüm efendim kaseti, öğretmen koydu videoya, başlattı filmi, baktı ki Türk filmi; “Tamam bu bebeler bunu izlesin, ben de içeride muhabbete gideyim…” demiş olacak ki, biz bebeler -ki yaklaşık 15 kişiyiz, izlemeye başladık filmi… Efendim film, “Acıların Çocuğu” bilen bilir, Küçük Emrah’ın en ızdırap filmi… Biz bebeler izledik bunu bir buçuk saat kadar! Emrah’ın çekmediği acı, anasının da düşmediği batak, çalışmadığı genelev kalmadı… Filmin sonunda acı, ızdırap ve kahpe hayatın dayanılmaz yükü omuzlarımıza binmiş, daha 5-6 yaşında hayattan soğumuştum ki filmin finalinde bir de Emrah tam abisine, anasına kavuşacakken ölmesin mi! Evet! Emrah, kalbinin ortasına yediği kurşunla yere yığıldı… Emrah yere yığılırda kreşteki onca çocuk durur mu… Ben dahil herkes bir anda ağlamaya zırlamaya başladı… Herkes salya sümük ağlıyor, bağırıyor; “Annnneeeeeeeeeeeeeeeeee…” diye… derken ağlama sesine öğretmenler geliyor… Sonrasını hatırlamıyorum ama bu anlattıklarım daha gözümün önünden gitmiyor.

Hey gidi günler, hey!

thb Hakan 20 Ağu 2009 2 Yorum