Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halkbilimi Ana Bilim Dalı bölümünü, öss tercih sıralaması formunun üçüncü kısmına dahil ettikten ve bölüme kabul olunduktan sonra hayaller de kurulmaya başlandı. Vasıl olunan Ankara ilinin en ücra ( hakim ) yerine inşa edilmiş mübarek bina. Garip ne bilsin (!) nizamiyenin kapısındaki Hacettepe Üniversitesi yazısını görünce geldik sanmıştım, halbuki otobüsle bir on dakika daha gitmek gerekiyormuş aranılan kapıya varmak için. Bağlamsız metin ölü metinmiş…

Edebiyat’ın A kapısı,ilk bakışta farkı anlaşılabilen, civarındaki diğer kapılara nazaran en şenlikli olanı. Kırmızı ve sarı  renklerin çokça görüldüğü afişlerle bezeli camlar ve çokça Hikmet KIVILCIMLI. İçi ve dışı bir hayli değişti ilk günden bu yana ama A Kapısında işlenilen konu hep aynı kaldı. Evvelinde daha bir şenlikliymiş; içeride kantinin olduğu zamanlar… Biz son zamanlarına yetiştik ama sabahları girdiğimiz çay kuyruğundan başka hareket kalmamıştı. Hacettepe Company ( terimi dilimize kazandırdığı için Hakan’a teşekkürler) işi ilerlettikten sonra o kuyruk da kalmadı. Kantin kapandı, sonra Beycafe de kapatılmaya çalışıldı ama olmadı. Hoş açılan nev-zuhur alışveriş merkezi cazibesiyle Beycafe’nin kapatılmasına gerek bırakmadı, biz de Bam’a takılır olduk.

A Kapısına yakın ve tarafımızdan ( en azından benim ) ne işe yaradığı, ne anlattığı, neden oraya dikildiği anlaşılamayan ve fakat öğrencilerin oturak olarak kullandığı bir heykel bina edildi.  Yaz günleri sıcaktan altına sığınıp cümle hûbları temaşa ettiğimiz ağaç hep oradaydı. Kışın kapıdan girince hemen sola dönülür yanan kalorifer peteklerinden birine ilşilirdi, sonra hoca gelirdi falan…

Hakan A kapısı hakkında yazacaksın dediğinde düşünüp daha iyi bir metin çıkarmak istedim ama olmadı, gecenin bu vaktinde çalakalem… buyrun Edebiyatın A Kapısı…

tansel